Memories(1)...
Bölük pörçük anılar mı bir hayatı oluşturuyor acaba?Hiç zannetmiyorum,ama onlar olmasa BUGÜN çekilmez heralde.İşte bunlar da benim sallama anılarım...
- Okuldan gelince istediğim şey ya uyumak olurdu ya da sadece pantolonu değiştirip,okul gömleği ile uğraşmadan şöyle bir gezinti olurdu sokaklarda;ortaokuldayken .Yine böyle bir gündü işte,okuldan gelip şöyle etrafı bir gezeyim demiştim.Derken bizim okulun lise öğrencilerinden,deyim yerindeyse bir abla(heralde o an evlenme teklif etseydi kesin kabul ederdim,yani o kadar güzel bişeydi),karşıdan bana doğru geliyordu(o zaman bizim okul lise-ortaokul beraberdi).Tabi iki apartman arasındaki dar bir yoldan geçiyordum o zaman,zaten o yüzden bana baktığını anlamıştım.Ben de kendi kendime havalara girerek ona doğru yürüyordum-zaten kız en az benden 5 yaş büyük,hadi onu geçtim daha ergenlik mevzuunu bile atlatmamışım-tabi onun da yüzünde hafif bir tebessüm var.Adımlar yaklaşıyor-ama ikimiz arasına bir şerit çizip ona basarak yürüyün deseniz bu kadar birbirimize yönelik şekilde yürüyemeyiz heralde-biz de gittikçe birbirimize yaklaşıyoruz.Etekleri havada uçuşuyor ve o uçuştukça benim yüzümde salak bir tebessüm oluşuyor.İşin kötüsü bari kadir inanır bakışı ile kızı kesmesem daha iyi olacaktı.Ellerim cebimde,artık bullet time durumuna geçmiş şekilde adımlarım ilerliyordu,yanımda durdu.Ben de saati soracak heralde diyerek kolumu kaldırdım ve şu diyalog geçti aramızda:
-Merhaba,tam 29 adımdır sizin o vahşi bakışlarınıza ve haşin tebessümünüze dikkat ediyorum,daha doğrusu gözlerimi alamıyorum sizden.
-İşlerim var bebek,lütfen yolumdan çekil.
-Ama..ben sanmıştımki...
-Herkes öyle zanneder,artık gitmeliyim.
Tamam canım böyle geçmedi.Şöyle anlatsam daha iyi olur:
-Merhaba!
-Merhaba?
-Afedersiniz,saat kaç acaba?
-Dört buçık.
-Teşekkürler.Bu arada,yarın işiniz yoktur umarım.
-Sizin gibi birisi için her işi bekletebilirim...
Yok bu da olmadı!Şu daha iyi:
-Bana bak yolun başından beri bana mal gibi bakıyorsun,başka bakacak yer yok mu lan!
-Hadi be kaltak karı,zaten sana bakan bakacağı kadar bakmış.Ben bakıp ne yapıcam,belediye baksın...
Ya aslen bunu yaşasam şu an pek anı falan olmazdı,ama ben buna ble razıydım.kısacası muhabbet üsteki örnekler gibi pek iki taraflı geçmedi.Kız yavaşça geldi "Bakarmısın canım,fermuar'ın açık :D." dedi (hemde şuradaki smiley gibi bakarak);ben de "E..." dedim kaldım,üstelik ruh halimi anlatacak smiley falan yok.En başlarında çok fazla etkilenmedim ama akşam eve geldiğimde üstümü değiştirirken yıkıldım(annem sağolsun o gün bana beyaz slip bir külot vermiş-düşündüm de 29 adım boyunca güldüğü şeyi).Aaaah aaaah!Duygulandım şimdi.....
-Bizim servis oldukça matrak bir okul servisi idi.Bir Turan abimiz vardı-ki kendisi şoförümüz olur(du)- oldukça mülayim sessiz ve yüksek işkencelere göğüs gerebilen yapıda birisiydi(sabah sabah megadeth takardım,servisin sadece ön hoparlörleri çalışırdı ve ben de arkadan duymak için sesini açardım,adamcağız yine de seslenmezdi).Bir gün,ben yeni çektirdiğim kasedi almak için kasetçinin önünde durdurdum servisi doğru kasetçiye.Bağıra çağıra adamdan aldım kasedi(bok herif,2 haftadır oyalıyordu beni) ve hemen servise atladım,"İşte kaset böyle çektirilir,hüeeeyyttt!"...dedim,evet ne yazık ki böyle dedim.Sonra kafamı sağa sola çevirdim,ilk olarak gözüme kucağında bebeği olan ve bana göz kapakları yırtılırcasına şekilde şaşkın bakan başı bağlı bir kadın çarptı;sonra sağa doğru baktım şoför mahalinde,kafasını gövdesinin üst kısmı ile birlikte arkaya doğru ve koltuktan destek alırcasına çevirmiş bir adam gördüm,"gulp.." diye yutkunup "pardon yanlışlık oldu" dedikten sonra hızlıca dışarı çıktım.Yüzümde bir utanç ile arkadaki servise bindim.Baktım bizimkiler kopuyor,tabi dolmuş'a binince söylediğim sözleri bu arkadaşlarla paylaşınca bunlar öldü...gülmekten tabi.
Neyse hatırladıkça yazarım...
- Okuldan gelince istediğim şey ya uyumak olurdu ya da sadece pantolonu değiştirip,okul gömleği ile uğraşmadan şöyle bir gezinti olurdu sokaklarda;ortaokuldayken .Yine böyle bir gündü işte,okuldan gelip şöyle etrafı bir gezeyim demiştim.Derken bizim okulun lise öğrencilerinden,deyim yerindeyse bir abla(heralde o an evlenme teklif etseydi kesin kabul ederdim,yani o kadar güzel bişeydi),karşıdan bana doğru geliyordu(o zaman bizim okul lise-ortaokul beraberdi).Tabi iki apartman arasındaki dar bir yoldan geçiyordum o zaman,zaten o yüzden bana baktığını anlamıştım.Ben de kendi kendime havalara girerek ona doğru yürüyordum-zaten kız en az benden 5 yaş büyük,hadi onu geçtim daha ergenlik mevzuunu bile atlatmamışım-tabi onun da yüzünde hafif bir tebessüm var.Adımlar yaklaşıyor-ama ikimiz arasına bir şerit çizip ona basarak yürüyün deseniz bu kadar birbirimize yönelik şekilde yürüyemeyiz heralde-biz de gittikçe birbirimize yaklaşıyoruz.Etekleri havada uçuşuyor ve o uçuştukça benim yüzümde salak bir tebessüm oluşuyor.İşin kötüsü bari kadir inanır bakışı ile kızı kesmesem daha iyi olacaktı.Ellerim cebimde,artık bullet time durumuna geçmiş şekilde adımlarım ilerliyordu,yanımda durdu.Ben de saati soracak heralde diyerek kolumu kaldırdım ve şu diyalog geçti aramızda:
-Merhaba,tam 29 adımdır sizin o vahşi bakışlarınıza ve haşin tebessümünüze dikkat ediyorum,daha doğrusu gözlerimi alamıyorum sizden.
-İşlerim var bebek,lütfen yolumdan çekil.
-Ama..ben sanmıştımki...
-Herkes öyle zanneder,artık gitmeliyim.
Tamam canım böyle geçmedi.Şöyle anlatsam daha iyi olur:
-Merhaba!
-Merhaba?
-Afedersiniz,saat kaç acaba?
-Dört buçık.
-Teşekkürler.Bu arada,yarın işiniz yoktur umarım.
-Sizin gibi birisi için her işi bekletebilirim...
Yok bu da olmadı!Şu daha iyi:
-Bana bak yolun başından beri bana mal gibi bakıyorsun,başka bakacak yer yok mu lan!
-Hadi be kaltak karı,zaten sana bakan bakacağı kadar bakmış.Ben bakıp ne yapıcam,belediye baksın...
Ya aslen bunu yaşasam şu an pek anı falan olmazdı,ama ben buna ble razıydım.kısacası muhabbet üsteki örnekler gibi pek iki taraflı geçmedi.Kız yavaşça geldi "Bakarmısın canım,fermuar'ın açık :D." dedi (hemde şuradaki smiley gibi bakarak);ben de "E..." dedim kaldım,üstelik ruh halimi anlatacak smiley falan yok.En başlarında çok fazla etkilenmedim ama akşam eve geldiğimde üstümü değiştirirken yıkıldım(annem sağolsun o gün bana beyaz slip bir külot vermiş-düşündüm de 29 adım boyunca güldüğü şeyi).Aaaah aaaah!Duygulandım şimdi.....
-Bizim servis oldukça matrak bir okul servisi idi.Bir Turan abimiz vardı-ki kendisi şoförümüz olur(du)- oldukça mülayim sessiz ve yüksek işkencelere göğüs gerebilen yapıda birisiydi(sabah sabah megadeth takardım,servisin sadece ön hoparlörleri çalışırdı ve ben de arkadan duymak için sesini açardım,adamcağız yine de seslenmezdi).Bir gün,ben yeni çektirdiğim kasedi almak için kasetçinin önünde durdurdum servisi doğru kasetçiye.Bağıra çağıra adamdan aldım kasedi(bok herif,2 haftadır oyalıyordu beni) ve hemen servise atladım,"İşte kaset böyle çektirilir,hüeeeyyttt!"...dedim,evet ne yazık ki böyle dedim.Sonra kafamı sağa sola çevirdim,ilk olarak gözüme kucağında bebeği olan ve bana göz kapakları yırtılırcasına şekilde şaşkın bakan başı bağlı bir kadın çarptı;sonra sağa doğru baktım şoför mahalinde,kafasını gövdesinin üst kısmı ile birlikte arkaya doğru ve koltuktan destek alırcasına çevirmiş bir adam gördüm,"gulp.." diye yutkunup "pardon yanlışlık oldu" dedikten sonra hızlıca dışarı çıktım.Yüzümde bir utanç ile arkadaki servise bindim.Baktım bizimkiler kopuyor,tabi dolmuş'a binince söylediğim sözleri bu arkadaşlarla paylaşınca bunlar öldü...gülmekten tabi.
Neyse hatırladıkça yazarım...

1 Yorum:
saat: Salı, Ekim 10, 2006 7:53:00 ÖS ,
Aslı "TILSIM" Palabıyık dedi ki...
Hayır ya :D
Yer yarılsa da içine girsem denilen anlar...
Lise'de hoşlandığım çocuğa gidip "Ben senden hoşlanıyorum" dediğimde "Bana ne" demişti. Haklıydı harbiden. Ona ne? :D
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa